En Çok Yanlış Çevrilen 50 Menü Yemeği ve Doğru Karşılıkları
Birebir çeviriden doğan 50 klasik menü hatası, arkasındaki mantık ve her kalemin doğru karşılığı — Türk mutfağına özel bölüm dahil.
Yanlış çevrilmiş menüler komiktir çünkü gerçeküstüdür. Gerçeküstüdür çünkü kelimeler gerçek, dilbilgisi doğrudur ama anlam felaket derecede yanlıştır. "The chicken not having sex" gerçek bir menüde, gerçek bir misafirin okuduğu gerçek bir çeviridir: mutfak 童子鸡 ifadesini (harfiyen "genç tavuk", ama kültürel çağrışımı "körpe piliç"e yakın) ilk karakter çiftini fazla harfi harfine alan bir araçtan geçirmiştir.
Kısaca: bu yazının özeti
Menü çevirisindeki en komik hatalar neredeyse tamamen tek bir yanlıştan doğar: kültüre özgü yemek adlarını, restoran diline göre eğitilmiş bir motor yerine kelime kelime çalışan genel amaçlı araçlardan geçirmek.
Restoranlar carpaccio, bibimbap, kibbeh, arancini ya da mantı gibi yemek adlarını asla birebir çevirmemeli — adı koruyup altına açık ve yerelleştirilmiş bir açıklama eklemeli.
Viral olan menü hatalarının neredeyse hepsi üç başlıkta toplanır: birebir çeviri hataları (şaraplı horoz), sesteş karışmaları (meşhur "fried child") ve çevrilmemiş yapılandırılmış veri (alerjen uyarılarının saçmalığa dönüşmesi).
Çözüm her durumda aynı: yemek adlarını, malzemeleri ve alerjenleri yapılandırılmış veri olarak etiketleyin; restoran sözlüğünü bilen bir çeviri motoru kullanın; en çok satan 20 yemeği ana dili konuşan birine okutun.
Birebir çeviri değil, kültürel yerelleştirme — hem mutfağına hem misafirine saygı duyan bir menünün işareti budur.
Yanlış çevrilmiş menüler neden önemli (ve neden bu kadar komik)
Bu çeviriler bir kez komiktir. Misafir sizin misafiriniz olduğunda, fotoğraf TripAdvisor'a düştüğünde ve restoranınızın adını arayan birinin karşısına sekiz yıl boyunca menünüzdeki saçma satırın ekran görüntüsü çıktığında komik değildir.
Aşağıdaki liste, dünyanın dört bir yanındaki açık restoran menülerinde en sık görülen 50 çeviri hatası kalıbını, altta yatan hata türüne göre gruplayarak topluyor. Her biri için doğrusunun ne olması gerektiğini ve bir dahaki sefere aynı hatayı önleyecek kuralı bulacaksınız.
Sonucu hemen istiyorsanız üst kural şu: yemek adları neredeyse hiçbir zaman birebir çevrilmemeli. Yemek adı bir kültürel referanstır. Açıklamayı çevirin, adı olduğu gibi bırakın.
1. grup: Kültüre özgü yemeklerin birebir çevrilmesi
Bunlar klasikler. Yemek adı ünlüdür, birebir çevirisi absürttür ve aslında orijinal adın korunması gerekirdi.
"Husband and wife lung slices"(Sichuan: 夫妻肺片) — Chengdu'nun ünlü soğuk dana eti ve işkembe yemeği. Ne akciğerle ne evli çiftlerle ilgisi var. Olması gereken:"Fuqi Feipian — acı biber yağı ve Sichuan biberiyle soğuk dana eti ve işkembe dilimleri."
"Ants climbing a tree"(Sichuan: 蚂蚁上树) — Kıymalı cam erişte. Tabakta dala tırmanan karıncalara benzediği için bu adı alır; birebir çeviri her misafiri ürkütür. Olması gereken:"Mayi Shang Shu — baharatlı kıymayla Sichuan usulü cam erişte."
"Buddha jumps over the wall"(Fujian: 佛跳墙) — Lüks bir deniz ürünü çorbası. Olması gereken:"Fo Tiao Qiang — ağır ateşte pişmiş deniz kulağı, deniz hıyarı ve ginseng suyu (ünlü Fujian çorbası)."
"Strange-flavor chicken"(Sichuan: 怪味鸡) — Gayet normal bir soğuk tavuk yemeği; buradaki "tuhaf" sözcüğü "katmanlı, çok aromalı" demek. Olması gereken:"Guai Wei Ji — acı biber, susam, sarımsak ve sirkeli katmanlı Sichuan sosunda soğuk tavuk."
"Rooster in wine"(Fransızca: coq au vin) — Birebir çevrildiğinde doğru ama itici. Olması gereken:"Coq au vin — kırmızı Burgonya şarabında pastırma, mantar ve arpacık soğanıyla ağır ateşte pişmiş tavuk."
"Sea bass in salt"(İtalyanca: branzino al sale) — Çeviri doğru ama tekniği anlatmıyor. Olması gereken:"Branzino al sale — tuz kabuğunda bütün pişirilen levrek, masada kırılarak servis edilir."
"Rotting tofu"(Çince: 臭豆腐) — Fermente tofu. "Çürümüş" karşılığı teknik olarak doğru ama korkutucu. Olması gereken:"Chou Doufu — fermente tofu, kızartılmış, acı sosla servis edilir."
"Stir-fried Wikipedia"— Gerçek bir Çin menüsünde 干爆芸豆 ifadesi, adı otomatik düzelten bir araçtan geçirilince ortaya çıkmış. Yemek kuru kavrulmuş taze fasulye. Olması gereken:"Gan Bao Yun Dou — sarımsak ve acı biberle kuru kavrulmuş Sichuan fasulyesi."
"Sweat from the head"(Korece: 돼지머리국밥) — Kore kahvaltısının klasiği domuz kelle çorbası. Birebir çeviri iğrenç duruyor. Olması gereken:"Dwaeji Gukbap — pirinçli Kore kemik suyu çorbası (domuz eti içerir)."
"Drunk shrimp"(Çince: 醉虾) — Alkolde bekletilmiş canlı karides. Ad doğru ama yemeği bilmeyeni şaşırtıyor. Olması gereken:"Zui Xia — Shaoxing pirinç şarabında terbiye edilmiş taze karides, soğuk servis edilir."
2. grup: Sesteş ve alfabe karışmaları
Asya dilleri, tek bir karakter bağlamından koptuğunda menü hatalarının en gerçeküstü örneklerini üretiyor. Sesteş ya da ikincil bir anlam devreye giriyor ve bütün yemek anlamsızlaşıyor.
"The chicken not having sex"— Meşhur 童子鸡 hatası. "Genç piliç" ifadesi sesteş karışmasıyla bambaşka bir yere gidiyor. Olması gereken:"Tongzi Ji — haşlanıp zencefil yağıyla servis edilen körpe piliç."
"Fried child"— 炸子鸡 ifadesindeki 子 karakterini (burada bir ek, ama "çocuk" anlamı da var) birebir alan bir motorun eseri. Yemek kızarmış piliç. Olması gereken:"Kanton usulü çıtır kızarmış piliç (Zha Zi Ji)."
"The benevolent god of cookery"— Budist vejetaryen tabağını anlatmaya çalışan gerçek bir menü. Orijinal ifade ancak kendi bağlamında şiirsel. Olması gereken:"Buda Tabağı — hafif soya sosunda mevsim sebzeleri (vejetaryen)."
"Sixi roasted husband"— 四喜烤夫 aslında "dört mutluluk kavrulmuş gluten", vejetaryen bir yemek. 夫 karakteri hem buğday gluteni hem "koca" demek. Olması gereken:"Sixi Kao Fu — yer fıstığı, mantar ve zambak çiçeğiyle pişmiş buğday gluteni."
"Government-abuse chicken"— 宫保鸡丁 (Kung Pao tavuk) ifadesindeki 宫保 (yemeğin adandığı Çing dönemi devlet görevlisi) parça parça çevrilince ortaya çıkıyor. Olması gereken:"Kung Pao tavuk — yer fıstığı, kuru acı biber ve Sichuan biberiyle sote edilmiş kuşbaşı tavuk."
"Whatever"— Gerçek bir menüde yemek adı olarak yer almış. Çincesi 随便 (suíbiàn), yani "siz bilirsiniz" / şefin seçimi. Olması gereken:"Şefin seçimi — günün özel tabağı, lütfen servis ekibimize sorun."
"Slip the meat into the women"— 肉女郎 adlı yöresel bir yemeğin doğrudan yanlış çevirisi. Bu tür adlar asla birebir çevrilmemeli. Olması gereken: Kalem menüden çıkarılmalı ve gerçek malzemeleriyle sıfırdan yazılmalı.
3. grup: Birebir çeviride kaybolan Fransız yemek adları
Fransızca menü çevirileri genelde absürtlükten değil, düzlükten zarar görür: güzel bir yemek adı klinik bir malzeme listesine dönüşür.
"Œufs en meurette" → "Kırmızı şaraplı yumurta"— Teknik olarak doğru ama yemek bir Burgonya klasiği; daha fazlasını hak ediyor. Olması gereken:"Œufs en meurette — kırmızı şarap ve pastırmalı sosta Burgonya usulü poşe yumurta."
"Pot-au-feu" → "Ateşteki tencere"— Birebir çeviri tehlikeli bir şey gibi duruyor. Olması gereken:"Pot-au-feu — dana eti ve kök sebzelerle uzun süre kaynatılmış Fransız et suyu yemeği."
"Cassoulet" → "Büyük tencerede fasulye"— Bir bölge şaheserini hiçbir Fransız'ın tanımayacağı bir tarife indiriyor. Olması gereken:"Cassoulet — ördek konfit ve Toulouse sucuğuyla Toulouse usulü beyaz fasulye güveci."
"Andouillette" → "İşkembe sucuğu"— Çeviri teknik olarak doğru ve siparişlerin çoğunu götürür. Olması gereken:"Andouillette — Troyes yöresinin geleneksel domuz sucuğu (yoğun aromalı, hardalla servis edilir)."
"Rillettes" → "Domuz ezmesi"— Aynı kalıp. Olması gereken:"Rillettes — ağır ateşte pişmiş domuz kürek eti ezmesi, kızarmış baget ile."
"Tarte Tatin" → "Ters elmalı turta"— Yemeğin hikâyesini siliyor. Olması gereken:"Tarte Tatin — karamelize ters çevrilmiş elmalı tart, Loire Vadisi'nin klasik tatlısı."
4. grup: Çevrildiğinde ruhunu kaybeden İtalyan yemek adları
Genel amaçlı yapay zekâ araçları, asla çevrilmemesi gereken adları çevirdiğinde en çok İtalyan menüleri zarar görüyor.
"Cacio e pepe" → "Peynir ve biber"— Teknik olarak doğru; orijinal adın üçte biri kadar satar. Olması gereken:"Cacio e pepe — Pecorino Romano ve taze çekilmiş karabiberle Roma usulü makarna."
"Carbonara" → "Kömürcü makarnası"— Turistik bölge menülerinde gerçekten görülmüş bir çeviri. Olması gereken:"Carbonara — guanciale, yumurta sarısı, Pecorino Romano ve karabiberle Roma usulü makarna."
"Saltimbocca" → "Ağza atlayan"— Birebir çeviri doğru ama yemek kayboluyor. Olması gereken:"Saltimbocca alla Romana — prosciutto ve adaçayıyla, beyaz şaraplı tereyağında dana pane."
"Vitello tonnato" → "Ton balıklı dana"— Yemeği tamamen yanlış anlatıyor. Olması gereken:"Vitello tonnato — kremsi ton balığı ve kapari sosunda soğuk poşe dana eti, Piemonte klasiği."
"Ossobuco" → "Delikli kemik"— Birebir ve işe yaramaz. Olması gereken:"Ossobuco alla Milanese — gremolata ve safranlı risotto ile ağır ateşte pişmiş dana incik."
"Bagna cauda" → "Sıcak banyo"— Piemonte'nin yemeği bütün karakterini yitiriyor. Olması gereken:"Bagna cauda — sarımsak ve ançüezli sıcak Piemonte sosu, çiğ sebzelerle."
"Arancini" → "Küçük portakallar"— Yemeğin portakalla hiçbir ilgisi yok; sadece görünüşü benziyor. Olması gereken:"Arancini — ragù dolgulu, galeta ununa bulanıp kızartılmış Sicilya risotto topları."
5. grup: İspanyolca ve Portekizce hataları
"Pulpo a la gallega" → "Galiçyalıya ahtapot"— Kelime kelime çeviri hiçbir dilde anlam vermiyor. Olması gereken:"Pulpo a la gallega — kırmızı biber, zeytinyağı ve deniz tuzuyla Galiçya usulü ahtapot."
"Cochinillo" → "Küçük domuz"— Yemeğin itibarını düşürüyor. Olması gereken:"Cochinillo — odun fırınında ağır ateşte pişirilmiş geleneksel Kastilya usulü süt domuzu."
"Bacalhau à brás" → "Kollardaki morina"— Tuhaf bir birebir çıktı. Olması gereken:"Bacalhau à brás — patates, yumurta ve soğanla karıştırılmış Portekiz usulü tuzlanmış morina."
"Caldo verde" → "Yeşil et suyu"— Teknik olarak doğru, kulağa iştah kapatıcı geliyor. Olması gereken:"Caldo verde — chouriço sucuğuyla Portekiz usulü karalahana ve patates çorbası."
"Pão de queijo" → "Peynirin ekmeği"— Doğru ama yavan. Olması gereken:"Pão de queijo — geleneksel Brezilya peynirli çöreği, sıcak servis edilir."
6. grup: Romaji yazımının korunması gereken Japon yemekleri
"Omakase" → "Şefin merhameti"— Gerçek bir çeviri. Omakase harfiyen "size bırakıyorum" demek; kültürel karşılığı ise "şefin tadım menüsü". Olması gereken:"Omakase — çok tabaklı şef tadım menüsü (şef, günün en taze ürününe göre seçer)."
"Donburi" → "Kâse"— Her şeyi kaybediyor. Olması gereken:"Donburi — üzerine terbiyeli protein ve sebze konan Japon pirinç kâsesi."
"Wagyu" → "Japon ineği"— Teknik olarak doğru, ticari olarak felaket. Olması gereken:"A5 Wagyu — mermerleşmesi ve yumuşaklığıyla bilinen üstün kaliteli Japon sığır eti."
"Tempura" → "Kızarmış şeyler"— Gerçek bir menü çevirisi, olduğu gibi genel bırakılmış. Olması gereken:"Tempura — hafif ve çıtır Japon hamurunda mevsim sebzeleri ve karides."
"Kaiseki" → "Cep taşları"— Sesteşten doğan bir hata. Olması gereken:"Kaiseki — mevsim ürünlerini dengeleyen çok tabaklı geleneksel Japon tadım menüsü."
7. grup: Orta Doğu ve Güney Asya hataları
"Kibbeh nayyeh" → "Çiğ kuzu lapası"— Teknik olarak doğru, ticari olarak yıkıcı. Olması gereken:"Kibbeh nayyeh — bulgur, taze nane ve zeytinyağıyla Lübnan usulü çiğ kuzu."
"Mansaf" → "Büyük tabak"— Mansaf Ürdün'ün millî yemeği; birebir çeviri onu düzleştiriyor. Olması gereken:"Mansaf — fermente yoğurt sosunda pişmiş kuzu, pirinç üzerinde kavrulmuş bademle."
"Shawarma" → "Dönen et"— Yemeği tamamen kaybediyor. Olması gereken:"Shawarma — şişte kızartılmış kuzu ya da tavuk, ince dilimlenip tahin ve turşuyla lavaşta."
"Tagine" → "Toprak tencere"— Yalnızca kabı tarif ediyor. Olması gereken:"Tagine — pişirildiği konik toprak kaptan adını alan Fas usulü ağır ateş yemeği (kuzu, kuru erik, badem)."
"Bibimbap" → "Karışık pilav"— İndirgemeci. Olması gereken:"Bibimbap — terbiyeli sebzeler, dana eti ve gochujang acı biber ezmesiyle Kore pirinç kâsesi, masada karıştırılır."
"Pho" → "Erişteli çorba"— Yemeğe hakaret. Olması gereken:"Pho — uzun süre kaynatılmış dana kemik suyu, otlar ve limonla geleneksel Vietnam pirinç eriştesi çorbası."
"Biryani" → "Karışık pilav"— Aynı indirgeme hatası. Olması gereken:"Haydarabad biryani — safran ve bütün baharatlarla, terbiyelenmiş kuzu etiyle ağır ateşte pişmiş basmati pirinci."
8. grup: Saçmalığa dönüşen alerjen bildirimleri
Tehlikeli grup burası. Düz cümle hâlindeki alerjen metni kötü çevrilir. Kural net: alerjenleri metin olarak değil, veri olarak etiketleyin.
"Contains tree nuts" → Mandarin diline birebir çevrildiğinde— mutfak anlamında bir yemiş kategorisi yerine belirli bir ağaç türünü adlandıran bir ifade üretir. Sert kabuklu yemiş alerjisi olan misafir uyarıyı tanıyamayabilir. Çözüm: Yemeği yapılandırılmış sert kabuklu yemişler alerjeniyle etiketleyin; sistem bunu her dilde standart mutfak terimiyle basar.
"May contain traces of gluten" → Almanca "Spuren von Gluten möglich"— genelde sorunsuz, ama genel amaçlı yapay zekâ bazen ihtimal kipini ("olabilir") düşürüp ifadeyi "gluten içerir"e çeviriyor. Çölyak hastası misafir için ciddi sonuçları var. Çözüm: Alerjen kiplerini doğru işleyen, restoran alanına özel bir çeviri motoru kullanın.
"Suitable for vegetarians" → bazı dillerde "sebze yiyen insanlar için"— vejetaryen diyet işaretini tamamen kaybediyor; vejetaryen misafir bu ifadeyle süzme yapamaz. Çözüm: Yemeği yapılandırılmış vejetaryen: evet işaretiyle etiketleyin; her dilde standart terim olarak görünsün.
Bonus: Türk mutfağında en sık yapılan çeviri hataları
Listedeki kalıpların hepsi Türkiye'deki işletmeler için de geçerli, ama Türk mutfağının kendine özgü tuzakları var. Aşağıdaki yedi kalem, turistik bölgelerdeki menülerde neredeyse her gün görülüyor.
Mantı → "Turkish ravioli"— Bu en yaygın ve en zararlı karşılık. Misafirin aklında İtalyan makarnası canlanır; önüne sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış tereyağıyla gelen bir tabak konunca beklenti kırılır. Olması gereken:"Mantı — el açması küçük hamur bohçaları, kıymalı iç harcı, sarımsaklı yoğurt ve pul biberli tereyağıyla."
Lahmacun → "Turkish pizza"— Aynı tuzağın ikinci hâli. Pizza diyen misafir peynir bekler; lahmacunda peynir yoktur. Ayrıca porsiyon algısı da yanlış kurulur. Olması gereken:"Lahmacun — ince açılmış hamur üzerinde kıyma, domates, biber ve maydanozla pişirilir; limon sıkılıp dürüm yapılarak yenir."
İçli köfte → "Stuffed meatball"— Yemeğin bütün kimliği olan bulgur kabuğunu ıskalıyor. Bu aynı zamanda bir gluten bilgisidir. Olması gereken:"İçli köfte — ince bulgurdan hazırlanan kabuk içinde kıyma, soğan ve ceviz; haşlanmış ya da kızartılmış."
Kısır → "Turkish salad"— Hiçbir şey anlatmıyor ve misafiri yeşil salata beklentisine sokuyor. Olması gereken:"Kısır — ince bulgur, domates salçası, nar ekşisi ve bol taze yeşillikle hazırlanan soğuk meze."
Menemen → "Scrambled eggs"— Menemende domates ve biber yumurtadan önce pişer; sonuç çırpılmış yumurtadan çok farklıdır. Olması gereken:"Menemen — domates ve yeşil biberin ağır ateşte pişirilip yumurtayla bağlandığı geleneksel kahvaltı tavası."
Künefe → "Cheese dessert"— Avrupalı misafir cheesecake benzeri bir şey bekler ve sıcak, şerbetli bir tatlı gelince şaşırır. Olması gereken:"Künefe — kadayıf teli arasında eriyen tuzsuz peynir, şerbetli ve sıcak servis edilir."
Ayran ve şalgam → yalnızca ad— Bu iki içecek adla geçiştirilemez; ikisi de tuzludur ve yabancı misafirin beklentisini şaşırtır. Olması gereken:"Ayran — tuzlu, hafif ekşi yoğurt içeceği, soğuk servis edilir." ve "Şalgam — mor havuç ve şalgamla mayalanmış tuzlu ekşi içecek; acılı ve acısız seçenekleri vardır."
Buradaki ortak kural, listenin tamamındaki kuralın aynısıdır: adı koruyun, açıklamayı yerelleştirin."Turkish ravioli" ve "Turkish pizza" gibi karşılıklar kolay göründükleri için tercih ediliyor; oysa ikisi de yemeği başka bir mutfağın alt versiyonu gibi gösterip fiyat algısını aşağı çekiyor. Adı olduğu gibi bırakıp altına iki satır açıklama yazmak, hem daha doğru hem daha çok satan bir menü üretir.
Bir noktayı da atlamayın: Rusça ve Arapça menülerde bu açıklamalar en az İngilizce'deki kadar özen ister. Antalya ve İstanbul'da Rusça ile Arapça çoğu zaman İngilizce'den daha çok okunan sürümlerdir; ama işletmelerin çoğu insan kontrolü bütçesinin tamamını İngilizce'ye harcar. Ana dili konuşan bir kişiye ilk 20 yemeği okutacaksanız, sırayı gerçek misafir dağılımınıza göre kurun.
Bu listedeki her hatayı önleyen dört kural
50 örnekten sonra kalıp netleşiyor. Dört kural, viral olan menü hatalarının neredeyse tamamını ortadan kaldırıyor.
1. Yemek adını orijinal dilinde bırakın. Açıklamayı hedef dile yazın ama adı asla çevirmeyin. Carpaccio her dilde Carpaccio'dur; değişen açıklamadır, ad değil.
2. Genel amaçlı araç değil, restoran diline göre eğitilmiş yapay zekâ kullanın. Genel araçlar sesteş karışmaları üretir ve yemek kimliklerini kaybeder; alana özel motorlar bunları korur.
3. Alerjenleri düz metin değil, yapılandırılmış veri olarak etiketleyin. Alerjen bildirimi yemekle birlikte veri olarak seyahat etmeli, çevrilebilir bir cümle olarak değil. Intermenu gibi platformların varsayılan davranışı tam olarak budur: yemek bir kez etiketlenir, sonra desteklenen 15 dilin her birinde doğru yerel alerjen simgesiyle basılır.
4. Dil başına ilk 20 yemeği ana dili konuşan birine okutun. Yapay zekâ çok iyi. Ama siparişlerin büyük çoğunluğunu getiren yemekler, ana dili konuşan bir çift gözün 20 dakikasını hak ediyor.
Bu dört kural, hem mutfağına hem misafirine saygı duyan çok dilli bir menü ile birinin TripAdvisor yorumunda ekran görüntüsü olarak dolaşan menü arasındaki farktır.
Sık sorulan sorular
Şimdiye kadarki en komik menü çevirisi hatası hangisi?"The chicken not having sex" hâlâ en çok paylaşılan tek örnek; ama "strange-flavor chicken" ve "ants climbing a tree" da kendi bağlamlarında aynı ölçüde ünlü. En komik hatalar neredeyse her zaman bir yemek adının kültürel değil birebir çevrilmesinden doğuyor.
Yemeklerde birebir çeviri neden işe yaramıyor? Çünkü yemek adları önce kültürel referans, sonra tariftir. Etimolojisi doğru olsa bile carbonara"kömürcü makarnası" değildir. Yemek adı bir markadır; markayı çevirmek markayı yok eder.
Doğrudan karşılığı olmayan kültürel yemekler nasıl çevrilir? Orijinal adı koruyun, ardından hedef dilde tanıdık bir referans noktasına bağlanan tek satırlık bir açıklama yazın. Bibimbap'ın çeviriye değil açıklamaya ihtiyacı vardır: "masada karıştırılan Kore pirinç kâsesi." Aynısı mantı için de geçerlidir.
Menülerde çeviri ile yerelleştirme arasındaki fark ne? Çeviri kelimeleri dönüştürür. Yerelleştirme anlamı okuyucunun damak hafızasına uyarlar. Menüler için doğru yaklaşım şudur: açıklamayı çevirin, izahı yerelleştirin, yemek adını asla çevirmeyin.
Menü çevirimin doğru olduğunu nasıl kontrol ederim? Her hedef dil için bir kişiye ilk 20 yemeği okutun ve önlerine ne geleceğini tarif etmelerini isteyin. Tarifleri gerçek yemekle örtüşüyorsa çeviri çalışıyor demektir. Örtüşmüyorsa düzeltme listeniz elinizde.
Yanlış çeviri şöhret listesine girmeyin
Menünüz carbonara ile "kömürcü makarnası" arasındaki farkı bilmeyen bir araçtan geçiyorsa, yemeklerinizden biri er ya da geç böyle bir listeye düşecek — ve TripAdvisor'da bir kez ekran görüntüsü hâline geldiğinde orada kalıyor.
Intermenu gibi restoran diline göre eğitilmiş platformlar yemek adlarını varsayılan olarak korur ve altına yerelleştirilmiş açıklamayı ekler; böylece bir Sicilya arancino'su kazara "küçük portakal", bir mantı da "Turkish ravioli" olmaz. Mevcut menünüzün böyle bir motordan geçtiğinde nasıl görüneceğini merak ediyorsanız, önizleme yaklaşık bir dakikanızı alır.